Untitled Document

Bireysel emeklilikte birikim 80 milyar liraya ulaştı

Emeklilik Gözetim Merkezi ve Habertürk TV, "Emekliliğiniz İçin Buluşuyoruz, Türkiye BES'leniyor" projesi kapsamında İstanbul Üniversitesi’nde düzenlediği panelde sektörün önde gelen temsilcilerini buluşturdu.

 

Emeklilik Gözetim Merkezi ve Habertürk TV ev sahipliğinde gerçekleştirilen panelde, Hazine Müsteşar Yardımcısı Ahmet Genç, Anadolu Hayat ve Emeklilik Genel Müdürü Mehmet Uğur Erkan ve İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut AK sektörü değerlendirdi. Bireysel Emeklilik ve Otomatik Katılım sistemlerinin faydaları ile bireysel tasarruflara ve yatırımlara ilişkin vizyon kamuoyuyla paylaşıldı.

Panel konuşmacısı Hazine Müsteşar Yardımcı Ahmet Genç, konuşmasında bireysel emeklilik sistemine neden ihtiyaç duyulduğundan ve yeni revizyonlardan bahsetti. Genç sözlerine şu şekilde devam etti: ‘‘Tüm dünyada emeklilik sisteminin üç farklı ayağı bulunuyor. Bunun birincisi devlet tarafından verilen, ikincisi iş yerinin verdiği ve üçüncüsü de gönüllülük esasına dayanan sistem. Birinci sistemde emeklilik döneminde gelir açığı ortaya çıktığı için emeklilik maaşının alan kişiler istedikleri hayat standartlarını elde edemezler. Bu noktada da hem açığı kapatmak hem de tasarruf etmek için Bireysel Emeklilik sistemine ihtiyaç duyuluyor. Bireysel emeklilikte birikim miktarı 80 milyar liraya ulaştı. Bireysel emeklilikte hedefimiz, insanların emeklilik döneminden önce yapacakları tasarrufla bir nebze de olsa bu gelir açığını kapatmak. Sistemle ilgili bazı yanlış anlaşılmalar var. Bu paralar sizin paranız ve sizin adınıza birikiyor. Bu hiçbir zaman devletin bütçesine gitmiyor. Sadece bu paranızı emeklilik şirketleri yönetiyor ve orada da bu sistemi yönetirken küçük bir ücret alıyorlar. Devlet kesinti tabanlarını sınırlandırdığı için bu kesintiler otomatik katılımda çok düşük’’.

Sistemdeki revizyonlara da değinen Genç, ’’Cayma süresinin 6 aya çıkartılmasıyla ilgili kanun maddesi plan bütçe komisyonundan geçti, genel kuruldan da geçerse kanunlaşmış olacak. Buna ek olarak operasyonel hususlarla ilgili genel yetkiler alınıyor. 2 ay içinde cayarsa başlangıçta verilen 1.000 TL katkıyı alan kişilerin tekrar alabilmesi için 2 yıl beklemesi gerekiyordu. Bu süreci kaldıran düzenlemeyi görüşlere açtık. Bu konuda en kısa zamanda yönetmelik olarak çıkartmayı planlıyoruz’’ dedi. 

‘‘Gönüllü sistemde 7 milyon kişi bulunuyor’’   

Konuşmasında Otomatik Katılım sisteminin öneminden bahseden Anadolu Hayat ve Emeklilik Genel Müdürü Mehmet Uğur Erkan, ‘‘Otomatik Katılım sistemi çok önemli bir adım. Gönüllülük esasına dayanan üçüncü basamakta 2017 sonuna geldiğimizde yaklaşık 7 milyon katılımcıya ulaştık. İnsanları, yüzde 25 devlet katkısı sayesinde, ikna ederek, mücadele ederek sisteme kazandırdık. Otomatik katılımda ise 4 ay gibi çok kısa bir sürede 18 şirket sistemsel altyapısını tamamlayarak, mevzuata uyum sağlayarak çok güzel bir şekilde hazırlandı. Tek eksiğimiz bunu anlaşılır bir şekilde izah edememiş olmamızdı. Bu toplantılarla bunu anlatmalıyız. Özellikle de iş hayatına başlayanlara uzun süreli tasarrufun ve tasarruf etmeye ne kadar erken başlarlarsa o kadar fayda sağlayacaklarının anlatılması lazım. Zira en değerli para ilk yatırılan paradır” dedi.

‘‘Özellikle akademik personel bireysel emeklilik sistemine daha fazla yönelmeli’’

Neden tasarruf yapılamadığıyla ilgili konuşan İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut AK; tasarruf ve kaynak dengesine değinerek “Kendi kültürümüzden de bildiğimiz gibi kaynak ne kadar sınırlı olursa olsun istenirse onun içinden de tasarruf yapılabilir. Yeni sistem dünyada örneği olmayacak şekilde tasarruf sahibini güçlendiren bir sistem. Çalışanların genelde emekli olduğunda bir ücret kaybı var, ama akademik personelde özellikle bu kayıp biraz daha ileri düzeyde. Çünkü akademik hayat sürerken, bordroya katkılar biraz daha sürdürülen hizmetin yoğunluğu veya özelliği dolayısıyla farklı kalemlerden gelebiliyor. Yani emekli olunduğunda diğer branşlara göre daha fazla kesinti olduğu bir gruptur. Bu kaybı da düşünerek özellikle akademik personel bu sisteme daha fazla yönelmeli’’ dedi.

...

Devamı için Tıklayınız

TARSİM 11 yıllık tarihi ve geleceği değerlendirdi

Devlet Destekli Tarım Sigortalarında yeni yıl itibarıyla uygulamaya alınan yenilikler ile sistemin 11 yıllık süreçteki gelişimi ve geleceğe yönelik hedeflerine ilişkin bilgilendirmelerde bulunmak amacıyla İstanbul’da basın toplantısı düzenlendi.

Programda konuşan İsmail KEMALOĞLU, 2006 yılında faaliyetlerine başlayan Sistem’in kuruluşundan itibaren çok ciddi ilerlemeler kaydettiğinin altını çizerek, bugün Devlet ve özel sektör işbirliği açısından dünyada örnek gösterilen bir noktaya ulaşıldığını belirtti. Ülkemizde tarımın sigortasının tek temsilcisi olan TARSİM’in elde ettiği başarıda, Devlet’in Sistem’in arkasında durmasının ve ilgili taraflar arasındaki uyumun önemli olduğuna dikkat çeken KEMALOĞLU, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Hepimizin bildiği gibi iklim değişiklikleri ve doğal afetler tarımsal faaliyetleri olumsuz yönde etkileyerek, ciddi boyutlarda kayıplara sebebiyet vermektedir. Ülkemizde tarım sektörünü tehdit eden risklerin teminat altına alınarak, tarımsal üretimde devamlılığın sağlanabilmesi ve üreticinin gelir kaybının azaltılabilmesi amacıyla TARSİM faaliyetlerine başlamış, bu alanda kriz yönetiminden risk yönetimine geçiş sağlanmıştır. Kuruluşundan itibaren Sistem’in portföyü istikrarlı bir şekilde büyümüş, teminat kapsamı her geçen yıl genişlemiş, kuraklık gibi katastrofik riskler kapsama alınmış ve üreticiye sunulan Devlet desteği artarak devam etmiştir. Bu doğrultuda, tarım sigortası alanında dünyada en hızlı gelişim gösteren Sistem’in TARSİM olduğunu rahatlıkla ifade edebiliyoruz. Başta Bakanlık ve Hazine Müsteşarlığı olmak üzere katkısı olan ilgili tüm taraflara teşekkürlerimi sunuyorum.”

Sistem’in geçmiş 11 yılını değerlendirdiğimizde, bugüne kadar tüm tarım sigortası branşlarında, 6,5 milyar TL prim ve 9 milyon poliçe üretilerek, 136 milyon dekar alan,127 bin sera, 9 milyon büyükbaş ve küçükbaş hayvan ile 7 milyon arılı kovan sigortalanmış, 124 milyar TL’lik tarımsal varlık teminat altına alınmıştır. Üreticilerimizden çeşitli sebeplerden ötürü alınan 2 milyon hasar ihbarı değerlendirilmek suretiyle, 4 milyar TL hasar ödemesi gerçekleştirilmiştir.” Konuşmasının devamında yeni yıl itibarıyla uygulamaya alınan yeniliklere de değinen KEMALOĞLU, TARSİM tarafından sigorta kapsamına alınan riskler, ürünler ve bölgeler ile prim fiyatlarında değişiklikler olduğunu bildirerek, şu açıklamalarda bulundu: “İlçe Bazlı Kuraklık Verim Sigortası’nın geçtiğimiz yıl buğday ürününde uygulamaya alınmasını Sistem açısından bir dönüm noktası olarak değerlendiriyoruz. Bu yıl yeni tahıl ürünleri de Kuraklık Sigortası çerçevesinde teminat kapsamına alındı. Yenilikler bununla da sınırlı değil. Hayvan Hayat Sigortalarında da üreticilerimizi sevindirecek gelişmeler var. Büyükbaş, Küçükbaş ve Kümes Hayvanları Hayat Sigortaları kapsamında olan hastalık teminatına, epidemik ve ihbarı mecburi hastalıkların büyük bir çoğunluğu ilave edildi.”

Toplantıda değerlendirmelerde bulunan Dr. Ahmet GENÇ ise, ülkemizde sigortalanabilir açıdan ciddi bir tarımsal varlık potansiyeli olduğunu belirterek, bu alanda sigortanın yükselişinin hızla devam edeceğine işaret etti. Sistem çerçevesinde tarım sigortası poliçesi düzenlemeye yetkili sigorta şirketlerinin adedinin bugün 25’e ulaştığını aktaran GENÇ sözlerine şu şekilde devam etti: “Sistem’in ülkemizde faaliyetlerine başlamasıyla birlikte tarımsal üretimi doğrudan etkileyen, ancak özellikleri nedeniyle daha önce sigortalanması mümkün olmayan birçok riskin teminat altına alınması sağlandı. Bu süreçte üreticinin primine sağlanan Devlet desteği, %50 ile %67 arasında değişen oranlara, sigortalılık ise %1’den %20’ler seviyesine ulaştı. Her yıl genişleyen teminat kapsamı, ödeme kolaylıkları ve indirimler ile daha fazla üreticimizin Sistem’den yararlanması temin ediliyor. Bu yıl itibarıyla tarım alanında faaliyetlerini sürdüren genç çiftçilerimiz ve kadın çiftçilerimiz için primlerinde %5 oranında indirim sağlanmaya başlandığını da müjdelemek isterim.”

...

Devamı için Tıklayınız

Acenteler, Fibaemeklilik ile kabuk değiştiriyor

Esnek, hızlı ve yenilikçi yapısını acente ağına da yansıtan Fibaemeklilik, bu alanda kısa sürede elde ettiği başarının gerekçelerini basın toplantısında masaya yatırdı. ERGO Emeklilik ve Groupama Emeklilik acentelerini bünyesine katan Fibaemeklilik, ‘müşteri memnuniyeti eşittir acente memnuniyeti’ yaklaşımını benimseyerek planlı ve iddialı bir atılım süreci içerisine girdi. Fibaemeklilik, acenteler tarafından “en çok tercih edilen” olma hedefine doğru emin adımlarla ilerliyor.

Fibaemeklilik, 2017’de başlattığı acente ağı atağını 2018’de de sürdürüyor. Şirketin ERGO Emeklilik satın alımı sonrası 320’ye ulaşan acente sayısı, Groupama portföy devri sürecinin tamamlanmasıyla 730’u bulacak.

Fibaemeklilik, acente memnuniyeti odaklı yeni yaklaşımını ve sektörde ilk olma niteliğindeki yeni uygulamalarını, Genel Müdür Erol Öztürkoğlu ve Genel Müdür Yardımcısı Nehir Aksın Bahar’ın katılımlarıyla düzenlenen toplantıda tanıttı.

Toplantıda konuşan Fibaemeklilik Genel Müdürü Erol Öztürkoğlu, şunları söyledi:

“Müşteri memnuniyetindeki sürekli artış grafiğimizi acentelere taşımak amacıyla bu alanda sektöre getirdiğimiz yenilikçi bakış açısını önümüzdeki dönemde bir adım daha ileri taşımayı planlıyoruz. Müşterilerimizle doğrudan temas eden acentelerimizin üstlendiği elçilik rolünü önemsiyor, bu anlayışla ‘müşteri memnuniyeti eşittir acente memnuniyeti’ yaklaşımını benimsiyoruz. ERGO Emeklilik satın alımından itibaren acente ağımıza yatırım yaparak daha da büyük bir organizasyon haline gelmeyi hedefledik. ERGO sürecinde elde ettiğimiz deneyim ve başarı, Groupama Emeklilik gibi 420 acentelik çok geniş bir ağın portföy devrine talip olma konusunda iddialı ve cesur olmamızı sağladı. Aynı zamanda Groupama tarafının da bu deneyimimizi yakından takip ettiğini ve acentelerin beklentilerini en iyi Fibaemeklilik’in karşılayabileceği kabulüyle çok güçlü rakipler arasından bizi tercih ettiklerini gururla söyleyebiliriz. “

Fibaemeklilik Genel Müdür Yardımcısı Nehir Aksın Bahar ise ERGO Emekilik satın alımı sonrası Fibaemeklilik bünyesine dahil olan acentelerin performansından büyük memnuniyet duyduklarını belirterek, “Fibaemeklilik ailesine katılan ERGO Emeklilik acenteleri, aradan geçen kısa sürede hayat sigortası üretimlerini ikiye katladılar. BES tarafında ise satışları, kendi banka kanalımız üzerinden yaptığımız satışlar ile başa baş düzeyde. Bunun tesadüfî bir başarı değil, izlediğimiz acente memnuniyeti politikasının doğal bir sonucu olduğunu düşünüyoruz.”dedi.

Acenteler neden Fibaemeklilik’i tercih ediyor?

Fibaemeklilik Genel Müdürü Erol Öztürkoğlu, acente ağında elde edilen başarının gerekçelerini ise şöyle yorumladı:

“Acente ağımızın genişlemesi sürecinde planlı ve hazırlıklı hareket ediyoruz. Bu alanda önceliği acentelerimize operasyon yaratmadan entegrasyon sağlayabilme konusuna verdik. Fibaemeklilik ailesine dahil olan acenteler, imzasız ortamda satış için gerekli altyapıya anında kavuşuyor. Kurulum için zaman harcamıyor, hiçbir operasyonel zorluk ile karşılaşmıyor ve böylelikle doğrudan işlerine odaklanabiliyorlar. E-acente online platformumuz satış ve raporlama için sorunsuz bir ortam sağlıyor. Buna ek olarak kısa bir süre sonra müşteri bazında işlemlerini merkez ile koordineli yapabilmelerini, tüm soru ve taleplerine hızla ve doğrudan yanıt alabilmelerini sağlayacak CRM portalimizi de acentelerimizin kullanımına açacağız. Başarı getiren bir diğer avantajımız ise Fibaemeklilik olarak acenteye öncelik veren ve onların ihtiyaçlarına cevap veren özelleştirilmiş bir yapıya sahip olmamız. Doğamız gereği acentelerimizle daha hızlı ve butik çalışabiliyoruz. Komisyon sistemimizi sattıkları ürün gamına göre acentelerimizi mutlu etmek üzere şekillendirdik. Piyasadakilerden farklı ürünlerimiz olması, özellikle hayat sigortası tarafında acentelerimizin elini güçlendiriyor. BES’te ise müşterilerimize fon önerisi getirebilen tek emeklilik şirketi olmamız acentelerimizin, müşteri karşısında gücünü artırıyor. Tüm bunların yanında, Fibabanka desteğini arkamıza almamızın da acentelerimiz açısından avantajları var: Sigorta şirketlerine teminat vermekle yükümlü olan acentelerimiz için, Fibabanka’dan ilk yıl 50.000 TL’ye kadar komisyonsuz teminat mektubu sağlıyoruz. Cep şubesinde ücretsiz işlem imkânı, 12 ay ücretsiz hesap işletimi, ilk yıl aidatsız Business Kredi Kartı, tüm ATM’lerden masrafsız hizmet alabilme ve Sanal Pos gibi ek değerler ile finansal ihtiyaçlarında da acentelerimizin yanındayız.”

Öztürkoğlu: “Hayalimiz acenteleri bir finansal market haline getirmek”

Erol Öztürkoğlu, Fibaemeklilik’in acente ağı için geleceğe dönük planlarını ise şöyle açıkladı:

“Biz acentelerimize sigorta dışında da ek gelir kaynakları yaratmayı hedef olarak önümüzde koyduk. Hayalimiz onları birer finansal market haline getirmek. Bu ve benzeri adımlar için hazırlıklarımızı tamamladığımızda hızla yasal süreci başlatmak istiyoruz.”

...

Devamı için Tıklayınız

HDI Sigorta, Galatasaray Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımına sponsor oldu

HDI Sigorta ile Galatasaray Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı arasında imzalanan sponsorluk anlaşması, Florya Metin Oktay Tesisleri’nde düzenlenen basın toplantı ile kamuoyuna duyuruldu.

Düzenlenen basın toplantısına Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ural Aküzüm, HDI Sigorta Genel Müdürü Ceyhan Hancıoğlu, Galatasaray Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı Baş Antrenörü Sedat İncesu ve Galatasaray Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı Kaptanı İsmail Ar katıldı.

HDI Sigorta Genel Müdürü Ceyhan Hancıoğlu yaptığı konuşmada “Galatasaray Spor Kulübü Yönetim kuruluna, başta Ural Aküzüm’e çok teşekkür ediyorum. Biz aslında 8 senedir Galatasaray markası ile bir aradayız. 5 sene boyunca marka sponsorluğu, 3 sene boyunca da voleybol takımı sponsorluğumuz sürdü. İnşallah daha uzun sürecek bir yolculuk olur bu. Bugün bu iş birliğini taçlandıran bir organizasyonla karşınızdayız. Bu alanda neredeyse tekel olmuş, kupa canavarı bir takımın yanında olmak bizim ayrıca bir keyif. HDI Sigorta olarak 150 ülkede faaliyet gösteriyoruz, 11 senedir Türkiye’deyiz. Daha birçok projede Galatasaray ile bir arada olacağımızı ümit ediyorum. Engelsiz aslanlara başarılar diliyorum. Her daim yanlarında olacağız’’ dedi.

...

Devamı için Tıklayınız

Ekonominin büyümesinde sigorta sektörü büyük rol oynuyor

Türkiye Sigorta Birliği ve Rekabet Kurumu işbirliğiyle gerçekleşen toplantıda Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Şimşek, Hazine Müsteşarı Sayın Osman Çelik, Rekabet Kurumu Başkanı Sayın Prof. Dr. Ömer Torlak, Kişisel Verilerin Korunması Kurumu Başkanı Sayın Prof. Dr. Faruk Bilir, Hazine Müsteşar Yardımcısı Sayın Ahmet Genç, Hazine Müsteşarlığı Bürokratları, Rekabet Kurumu üyeleri ve sigorta sektörünün üst düzey yöneticileri bir araya geldi. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, banka dışı finansal sistemin büyütülmesine büyük önem verdiklerini bu çerçevede, Türkiye ekonomisine önemli derecede katkıları olan sigorta sektörünün güçlü bir şekilde gelişmesini önemsediklerini’’ ifade etti.

Rekabet Kurumu Başkanı Sayın Prof. Dr. Ömer Torlak ise konuşmasında, ‘‘Rekabet Kurumu olarak bizler, bir yandan tüm sektörlerde olduğu gibi sigortacılık sektöründe de 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun çerçevesinde etkin rekabetin tesisini gözetirken, bir yandan da sektörün yapısal meselelerine kamu ve özel sektör paydaşları ile birlikte çözüm aramayı önemli bir rekabet savunuculuğu olarak görüyoruz. Trafik sigortasındaki 11 yıllık zararın 7,3 milyar TL’ye ulaştığını hatırlatan Çağlar, trafikte tavan tarifeye geçişle bu branşta yıl sonuna kadar 2,1 milyar TL zarar oluşmasını hesap ettiklerini, bu nedenle tarife sisteminde 2018 yılında en azından enflasyon artışı kadar bir artış talep ettiklerini, ayrıca adeta bir memleket meselesi olan trafik kazalarının azaltılmasında ve yargı sistemi ile işbirliği noktasında çalışmalar yaptıklarını ifade etti.

Ekonominin büyümesinde sigorta sektörünün büyük rol oynadığını vurgulayan Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Can Akın Çağlar, toplantıdaki sunumuna sektöre ilişkin genel bilgiler vererek başladı. Çağlar, sektörün 2017 Eylül sonu itibariyle prim üretiminin 33 milyar TL olarak gerçekleştiğini ve sektörün aktif toplamının 138 milyar TL olduğunu söyledi. Yüksek büyüme potansiyeline sahip sektörün, ekonomiye fon sağladığını ve teminat sağlama rolüyle başta mega projeler olmak üzere GSYH’nin 35 katı, 90 trilyon TL sigorta güvencesi verdiğini vurguladı.

Sektörün tazminat ödemelerine de değinen Çağlar, geçen yıl sektörün toplam 23,4 milyar TL tazminat ödediğini, 2017 yılında, günde 50 bin 803 adet hasar gerçekleştiğini ve buna karşılık sektörün günde 71,7 milyon TL ödeme yaptığını belirtti.

Başkan Çağlar sözlerine sektör gündemindeki Zorunlu Trafik Sigortası ile Bireysel Emeklilik Sistemi ve Otomatik Katılım’daki son gelişmeleri aktararak devam etti. Trafik sigortasındaki 11 yıllık zararın 7,3 milyar TL’ye ulaştığını hatırlatan Çağlar, trafikte tavan tarifeye geçişle bu branşta yıl sonuna kadar 2,1 milyar TL zarar oluşmasını hesap ettiklerini, bu nedenle tarife sisteminde 2018 yılında en azından  enflasyon artışı kadar bir artış talep ettiklerini, ayrıca adeta bir memleket meselesi olan trafik kazalarının azaltılmasında ve yargı sistemi ile işbirliği noktasında  çalışmalar yaptıklarını ifade etti

Bireysel Emeklilik Sistemi ve Otomatik Katılım’daki son durumu değerlendiren Başkan Çağlar, BES’te katılımcı sayısının 6,9 milyona, fon büyüklüğünün de Devlet Katkısı dahil 74,8 milyar TL’ye ulaştığını ifade etti. Bu yıl başlatılan Otomatik Katılım’la 15 Eylül 2017 itibariyle sisteme giren 6 milyon çalışanın 2,6 milyonunun sistemde kaldığını cayma/çıkış oranının da yüzde 57 olduğunu söyledi. Otomatik Katılım’da yapılmasını önerdikleri revizyonları şöyle sıraladı:

  • İşveren katkısının cüzi ve tedrici olarak sağlanmaya başlanması,
    • 1.000 TL devlet katkısının nemalandırılması
    • 18 yaşından küçüklerin sisteme girmesine yönelik mevzuat değişikliği  

Rekabet Kurumu Başkanı Sayın Prof. Dr. Ömer Torlak ise konuşmasında, ‘‘Rekabet Kurumu olarak bizler, bir yandan tüm sektörlerde olduğu gibi sigortacılık sektöründe de 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun çerçevesinde etkin rekabetin tesisini gözetirken, bir yandan da sektörün yapısal meselelerine kamu ve özel sektör paydaşları ile birlikte çözüm aramayı önemli bir rekabet savunuculuğu olarak görüyoruz. Bu bakımdan, ekonominin her alanında olduğu gibi sigortacılık sektöründe de ‘veri’ kavramının ekonomik faaliyetin neredeyse en önemli girdisi haline geldiği bir dönemde, bu kavramı tüm paydaşları ile birlikte ve tüm yönleriyle tartışmanın sektör bakımından oldukça önemli olduğunu düşünüyorum.’’ dedi.

Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Şimşek konuşmasında, ‘‘Türkiye ekonomisinde finans boyutu çok önemli. Bu bakımdan sektöre önemli derecede katkıları olan sigorta sektörünün de güçlü bir şekilde gelişmesini önemsiyoruz. Kişi başı brüt prim 2002 yılında 54,4 TL iken 2016 yılında 512,7 TL’ye yani 9,4 katına çıktı. Türkiye son 15 yılda yaşanan iç ve dış şoklara rağmen yüzde 5-6 büyüdü ve küresel rekabette yoluna devam etti. Yaşanan bu şokların etkisini hızlı bir şekilde atlattı. İnsanıyla, şirketleriyle ve ekonomisiyle dayanıklı bir ülke olduğunu kanıtladı. Demokrasi ve geleceğine sahip çıkmış bir milletiz. Yakın coğrafyada yaşanan sıkıntılar da yakında aşılacaktır. Türkiye’nin dayanıklı olduğu çok net; 2016 yılında yaşanan olumsuzluklara rağmen 585 bine yakın kişiye istihdam sağlandı. Çözüm noktasında irade ve ilerleme var. Reformları yapıyoruz ama daha hızlı daha derinlemesine ve daha geniş ölçekte dönüşümü sağladığımız ölçüde zorlukları aşarız. Benim mesajım kısa ve net. kısa vadede bir takım sıkıntılarımız var, kısa vadede Türkiye’ye yönelik olumsuz algı, olumsuz değerlendirmeler var. Evet, kısa vadede Türkiye’nin bazı kırılganlıkları ön plana çıkıyor ama şunu unutmayalım Türkiye’nin bu şoklara karşı tepki verecek güçlü bir manevra alanı var. Güçlü tarafları daha çok. En önemlisi Türkiye’nin siyasi istikrarı var. Türkiye’nin önü açık. Bütün sektörlerde büyüme potansiyeli var. En büyük büyüme potansiyeli olan sektörlerin başında sigorta sektörü geliyor. Birlikte inşa edeceğiz, birlikte büyüyeceğiz’’ dedi.

...

Devamı için Tıklayınız