ÖZEL RÖPORTAJ: Müşteri Deneyimini Uçtan Uca Sadeleştirecek ve Dijitalleştireceğiz
Katılım Emeklilik Genel Müdürü AYHAN SİNCEK
2026’nın ilk çeyreğinde bireysel emeklilik sistemini nasıl bir eşikte görüyorsunuz? Sektör büyüme mi, derinleşme mi yoksa yeniden konumlanma sürecinde mi?
2026’nın ilk çeyreği itibarıyla bireysel emeklilik sistemini tek boyutlu bir büyüme hikâyesi olarak değil, daha olgun bir faza geçmiş bir ekosistem olarak görüyoruz. Artık sadece katılımcı sayısının artışı değil, sistemin derinleşmesi, fon bilincinin yükselmesi ve katılımcı başına birikim tutarının artması ön planda.
Sektör bir yandan büyümeye devam ederken diğer yandan da yeniden konumlanıyor. Katılımcı beklentileri değişti; artık daha şeffaf, daha dijital, daha kişiselleştirilmiş bir deneyim talep ediliyor. Biz bu dönemi “kalite odaklı büyüme” dönemi olarak tanımlayabiliriz. Sadece sisteme yeni giriş değil, sistemde kalıcılık ve güven inşası en önemli gündemimiz.
Katılım esaslı emeklilik fonlarına yönelik talepte son bir yılda nasıl bir eğilim gözlemliyorsunuz?
Son bir yıllık veriler, katılım esaslı emeklilik fonlarına yönelik talebin hem büyüklük hem de sektör içindeki ağırlık açısından belirgin şekilde arttığını gösteriyor. Şubat 2025’te sektörde 111 faizsiz emeklilik yatırım fonu bulunurken aradan geçen bir yıllık süreçte bu sayı 117’ye yükseldi. Fon sayısındaki artış, ürün çeşitliliğinin geliştiğini ve katılım esaslı portföy yönetimine yönelik kurumsal ilginin güçlendiğini ortaya koyuyor.
Portföy büyüklüğü tarafında ise çok daha güçlü bir yükseliş söz konusu. 2025 şubatında emeklilik yatırım fonlarının toplam portföy büyüklüğü 1,33 trilyon TL seviyesindeyken bunun 444,3 milyar TL’si faizsiz fonlardan oluşuyordu ve sektör payı %33,23 seviyelerinde bulunuyordu. Şubat 2026 itibarıyla baktığımızda ise toplam portföy büyüklüğü 2,52 trilyon TL’ye yükselirken; faizsiz fonların büyüklüğü 1,02 trilyon TL’ye ulaştı. Böylece faizsiz fonların sektör içindeki payı %40,53’e çıktı.
Yani yalnızca nominal büyümeden değil, sektör içindeki ağırlığın artmasından söz ediyoruz. Faizsiz emeklilik fonları bu dönemde yaklaşık %130 oranında büyüme gösterdi. Aynı süreçte katılımcı sayısında da %10’luk bir artış gerçekleşti. Bu veriler bize aynı zamanda iki önemli şeyi daha söylüyor: Birincisi, yatırımcıların faizsiz finansal ürünlere yönelik ilgisi belirgin şekilde artıyor. İkincisi ise katılım esaslı fonlar artık yalnızca belirli bir hassasiyet grubunun tercihi olmaktan çıkıp sistem içinde güçlü bir alternatif haline geliyor. Sektör payının %33 seviyesinden %40’ın üzerine çıkması da bu dönüşümün en somut göstergesi. Özetle, son bir yılda katılım esaslı emeklilik fonları hem büyüklük hem pay hem de yatırımcı ilgisi açısından sektör ortalamasının üzerinde bir performans sergileyerek sistem içindeki konumunu belirgin şekilde güçlendirmiş durumda. Önümüzdeki dönemde bu eğilimin ürün çeşitliliği ve fon yönetim kalitesiyle birlikte daha da derinleşeceğini değerlendiriyoruz.
Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi uzun süredir gündemde. 2026 itibarıyla nasıl bir tablo öngörüyorsunuz?
Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi, Türkiye’de tasarruf oranlarını kalıcı biçimde yukarı taşıyabilecek yapısal bir reform potansiyeli taşıyor. 2026 itibarıyla bu alanda daha somut adımların atılmasını ve işveren katkılı modellerin daha netleşmesini bekliyoruz. Biz bu süreci yalnızca yeni bir ürün lansmanı olarak değil, sosyal güvenlik sistemini tamamlayan bir ikinci basamak olarak görüyoruz. Şirket olarak altyapımızı, fon yönetim kabiliyetimizi ve dijital süreçlerimizi bu dönüşüme hazır hale getiriyoruz. TES hayata geçtiğinde hızlı adapte olan ve işverenlere değer önerisi sunan şirketler öne çıkacak; biz de bu hazırlığı şimdiden yapıyoruz.
Devlet katkısına dayalı büyüme modelinin sınırlarına gelindi mi? Cayma ve çıkışları azaltmak için nasıl bir strateji izlediniz?
Devlet katkısı hâlâ sistemin en güçlü teşvik unsurlarından biri. Ancak artık tek başına yeterli değil. Katılımcı, “neden kalmalıyım?” sorusuna sadece teşvikle değil, performans ve deneyimle de cevap arıyor.
Bu noktada iki ana strateji izledik:
• İletişimde finansal okuryazarlık odaklı yaklaşım: Katılımcılarımıza kısa vadeli dalgalanmalara değil, uzun vadeli birikim disiplinine odaklanmaları gerektiğini sade bir dille anlatıyoruz.
• Fon yönetiminde aktif ve dengeli yapı: Risk profiline uygun fon dağılımı önerileri sunuyor, dönemsel piyasa koşullarına göre portföy optimizasyonu yapıyoruz.
Cayma ve erken çıkışların azaldığı her dönem bize şunu gösteriyor: Doğru bilgilendirme ve güven veren performans, en güçlü tutundurma aracıdır.
Dijital kanallar ve kişiselleştirilmiş fon dağılımı müşteri bağlılığını nasıl etkiliyor?
Artık emeklilik şirketleri birer finansal teknoloji şirketi gibi çalışmak zorunda. Katılımcı mobil uygulamadan fonunu anlık takip etmek, birkaç tıkla dağılım değiştirmek ve kendine özel öneri almak istiyor. Biz dijital kanalları yalnızca operasyonel kolaylık olarak görmüyoruz; bu, bağlılık stratejisinin merkezinde yer alıyor. Kişiselleştirilmiş fon önerileri, risk profiline göre yönlendirme ve sade arayüz deneyimi sayesinde katılımcının sistemle etkileşimi artıyor. Etkileşim arttıkça sistemde kalma süresi de uzuyor. Kısacası dijitalleşme artık bir tercih değil, güvenin ve sadakatin altyapısı.
Genç katılımcıyı sisteme dahil etmek ve sistemde tutmak için nasıl bir strateji yürütüyorsunuz?
Genç kuşak tasarrufu bir zorunluluk olarak değil, yaşam planlamasının bir parçası olarak görmek istiyor. Bu nedenle onlara “emeklilik” kelimesiyle değil, “gelecek özgürlüğü” vizyonuyla yaklaşmaya çalışıyoruz.
Stratejimiz üç ayaklı:
• Erken yaşta küçük tutarlarla başlama kolaylığı
• Dijital ve hızlı onboarding süreçleri
• Sürdürülebilir ve tematik fon alternatifleri
Gençler şeffaflık ve anlam arıyor. Biz de yatırım tarafında değer odaklı ve uzun vadeli yaklaşımı ön plana çıkarıyoruz. Amacımız sisteme giriş yaptırmak değil; genç katılımcıyı 20-30 yıl bizimle birlikte büyütmek.
2026’da sizi güçlü kılacak en kritik adım ne olacak?
2026’da bizi güçlü kılacak en kritik unsur, müşteri deneyimini uçtan uca sadeleştirmek ve kişiselleştirmek olacak. Ürün çeşitliliği önemli ama asıl farkı yaratan; doğru ürünü, doğru kişiye, doğru zamanda sunabilmek. Bizim odağımız üç başlıkta net: Güçlü fon performansı, dijitalleşme ve veri analitiği, uzun vadeli güven inşası. Sektör büyümeye devam edecek; ancak kalıcı liderlik, güveni ve sürdürülebilir değeri inşa edenlerin olacak. Biz de 2026’da bu perspektifle yol almaya devam ediyoruz.
RÖPORTAJ: Kübra Kanun














